HER NE OLURA OLSUN UMUDU YİTİRMEMEK…

mgazalci@gmail.com

Yeni yıla yeni umutlarla girmek ister insan.

Geçmişin yanlışları, haksızlıkları olmasın ister.

Yeni bir başlangıç, yeni temiz bir sayfa.

Kişisel acılar, ülke olarak çektiğimiz sıkıntılar sona ersin.

Bu umutlarla yılbaşı biletleri alanlar soğuğa, kışa karşın kuyruk oluşturur.

Her şeye karşın geleceğe ilişkin tasarılar yapılır, imgeler kurulur.

Oysa takvimdeki sayısal değişiklik, önceki yaşadıklarımızı silip götürmez. Ne yaşamışsak, neler oluyorsa bir sonraki yıla taşınır.

Gerçeklere dayanmayan imgeler, düşler, önlemler alınmazsa yeni düş kırıklıklarına yol açar.

Ancak, uğraş, çaba, akılcı yeni yöntemler, bilimsel arayışlarla ilerleyebiliriz.

İnsanların, ülkelerin başarılarında mucizeler değil akılcı ve bilimsel, yılmaz çalışmalar vardır.

***

Geride bıraktığımız 2016, ülkemiz ve dünyada olanlara bakarsak terörün, savaşın, göçün, açlığın, ölümün kol gezdiği bir yıl oldu.

Hiç mi iyi, güzel şeyler olmadı?

Olmaz olur mu, oldu elbet, az da olsa sanat, barış, iyilik üstüne içimizi ısıtan şeyler oldu.

İşte onlardan birkaçı:

Onca acıya, ölüme karşın 2016 sonunda Rusya ve Türkiye’nin güvencesinde Suriye’de ateş kes anlaşması yapıldı.

Kolombiya’da yaklaşık 50 yıldır süren şiddet, tarihi barış anlaşması halkoylamasında kıl payı reddedilmesine karşın mecliste yeninden onandı, sonunda barış kazandı.

Ünlü müzikçimiz Fazıl Say, Beethoven ödülünü aldı, Kültür Bakanı Nabi Avcı arayıp kendisini kutladı.

Yazar Aslı Erdoğan, Nemciye Alpay tahliye oldu, darısı öteki tutukluların başına.

Elinizdeki Yeni Adana Gazetesi onurlu bir çizgide 99. yıldönümünü kutladı. Bir yerel gazetenin eğilip bükülmeden yüzyıla yaklaşması önemli bir olay.

***

Ya yaşadığımız kötü şeyler, saymakla bitmez.

En başta 15 Temmuz 2015’te yaşadığımız darbe çılgınlığı.

Ayrıca hemen her gün yaşadığımız, gördüğümüz savaş, ölüm, cinayet, soygun, ekonomik sıkıntı, eğitimdeki başarısızlık, can sıkıcı bir sürü haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik…

Darbeye , teröre karşı duran Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarının tutuklanması…

Binlerce, on binlerce kişinin işinden aşından olması…

At izinin it izine karışması…

***

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi parlamenter sistemi bütünüyle değiştirip tek adam sistemine geçme hazırlığı

Bunun için AKP ile MHP işbirliği yaparak Anayasayı değiştirmeye dayatması…

Her şeyi bırakıp ülkenin bir numaralı sorunu durumuna getirme…

AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla değişikliklerin Anayasa Komisyon’undan yangından mal kaçırır gibi çıkarması…

Demokrasinin temeli kuvvetler ayrımına yani yasama, yargı, yürütme dengesine dayanır. Hukuk devletinin güvencesi, yargı denetimi olmadan demokrasi olmaz.

***

Belki başka sıkıntılar geçer, yaralar sarılır.

Ancak demokrasiden uzaklaşılan kalıcı bir rejim değişikliğinin acıları, izleri geçmez.

Egemenlik büyük ölçüde bir kişiye bırakılırsa, partilerin, milletvekillerinin işlevi kaldırılırsa, yargı bağımsız ve tarafsız karar veremezse bunun adı demokrasi olmaz.

Türkiye bir şirket değildir ki, bu anlayışla yönetilsin.

Yaklaşık iki yüzyılı aşan aydınlanma adımları, yüzyıllık Cumhuriyet ve yetmiş yıllık demokrasi kazanımları var.

Bunların bir çırpıda Mecliste çoğunluğu ele geçirmiş iki partinin temsilcileri tarafından silinip atılması doğru değildir.

Üstelik OHAL ortamında, milletvekillerinin kimileri tutuklu, aydınların, gazetecilerin gözaltında olduğu bir ortamda.

Ben yaptım oldu, anlayışı her konuda olsa bile bir ülkenin Anayasa, rejim değişikliğinde olmaz, olmamalıdır.

***

Dileriz bu yanlış yoldan dönülür, ya da ille de dayatılırsa 1 Mart 2003 Irak tezkeresi gibi reddedilir.

Parlamenter sistem güçlendirilir, akıl, uzlaşma egemen olur.

Kimsenin açlık, korku, güvensizlik, işsizlik içinde yaşamadığı, daha çok barış, güvenlik, daha çok sağlık, daha çok hukuk, demokrasi, daha çok sanat, daha çok kitap, daha çok gelişme içinde yaşadığı bir ülke, bir dünya dileğiyle, yeni yılınızı kutluyorum.

Yeni Adana Gazetesi, 3 Ocak 2017