İLHAN ERDOST

Bugün (07 Kasım 2016) Ankara Karşıyaka mezarlığında İlhan Erdost’u andık.

Mezarı başında yaptığım konuşma:

İLHAN ERDOST…

İlhan Erdost’u 36 yıldır ailesi, sevenleri şiirle, sanatla, türküyle, kitapla, konuşmalarla anıyor.
O artık bir simge, faşizmin, baskının kendisinden önce, sonra öldürdüklerinin simgesi.
Yaşasaydı aşağı yukarı benim yaşımda olacaktı. Ama o hep güleryüzlü, genç. Aynen Sabahattin Âli, Doğan Öz, Deniz Gezmiş gibi.
Bize direnmeyi, her ne olursa olsun teslim olmamayı, okumayı, sevmeyi, barışı, gülmeyi anımsatıyor.

Ülkemiz yine karanlık, sıkıntılı günler yaşıyor.
Savaş içindeyiz.
Her gün ölenler yetmiyormuş gibi idam yeniden gelsin isteniyor.
Demokrasinin kör topal yürümesi yetmiyormuş gibi keyfi başkanlık sistemi getirilmek isteniyor.
Basındaki son kale Cumhuriyet Gazetesine saldırılıyor, yazarları tutuklanıyor.
Milletvekilleri yaka paça gözaltına alınıp tutuklanıyor.
Raydan çıkmış bir tren, freni patlamış bir kamyon gibi ilerliyoruz.
Uyarılara, çığlıklara kulaklar kapalı.
Kendi hamamımızda nutuklar atmaya devam ediliyor.

Bu kötü koşullarda umudu ve direnme yollarını tüketmemeli insan.
Yeniden barışa, demokrasiye, dayanışmaya, sanata, kitaba sarılmalı.
Er geç aydınlığın kazanacağını bilerek yürümeliyiz.
Öldürülenlerin bize bıraktığı ders budur.
Mustafa Gazalcı
7 Kasım 2016