GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLER DİLEĞİYLE…

http://gazalci.net/mg/adana.pdf

Mustafa Gazalcı

mgazalci@gmail.com, www.gazalci.net

Şu güzelim bahar günlerinde sevinç yerine ülkemizde yaşayıp gördüklerimiz yüzünden birçok insan gibi acı duyuyorum.

Haberler, yaşadıklarımız, ülkeyi yönetenlerin yaptıkları, söyledikleri içimizi karartıyor.

Dışta ve içte bu denli olumsuzluklar belki Cumhuriyetten önce Osmanlı’nın son dönemlerine yaşanmış olabilir.

Sanki kurtuluş savaşı sonucu çağdaş, laik bir devlet kurmamışız, savaştıklarımız dahil bütün dünya devletleriyle dost olmamışız gibi.

Eğitim seferberlikleri, halkevleri, köy enstitüleri, güzel sanatlardaki uygulamalarımızla gelişen bir toplum yolunda güvenle yürümemişiz gibi.

Çiçeği burnunda, saraya uyumlu Başbakan Binali Yıldırım bile ilk açıklamalarının birinde “düşmanlarımızın sayısı azalacak, dostlarımız artacak” dedi.

Demek ki AKP döneminde düşmanlarımız artmış. Aslında “düşman” sözcüğü çirkin. Bir devlet adamı hiçbir ülke için bu sözcüğü kullanmamalı.

Yetkililerin yıllar yılı stratejik dostumuz dediği Amerika’nın yaptıkları karşısında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “iki yüzlü” demekten kendini alamadı.

Almanya dostluğa yakışmayan bir tutumla Parlamentosunda Ermeni konusunda soykırım kararı almak üzere.

Rus uçağının düşürülmesi üzerine Putin’in yaptırımlarını kabullendik. Tarımdan turizme zararını ulusça çektik, çekiyoruz.

Suriye, Libya, Irak politikaları hep aleyhimize sonuçlandı.

Ya içerde olanlar:

Cumhurbaşkanı’yla birlikte geziye çıkan yüksek yargı organlarının başkanları… Onunla yetinmeyip Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi konularını alkışlamaları…Yargı adına kabul edilebilir şeyler değil.

Anayasaya ve yasalara aykırı olarak milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması…

Atatürk Orman Çiftliği’nden Marmara Köşkü’nün kaşla göz arasında yıkılması… Çiftliğin yağmalandığı yetmezmiş gibi Atatürk’ün izlerinin silinmesi…

Yalnız Marmara Köşkü mü yok edilen, yeni yapılan statlardan Atatürk’ün, İnönü’nün adının da silinmesi…

Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın “Laiklik kaldırılmalı, dindar bir Anayasa yapılmalı” sözleri…

MHP’nin Olağanüstü Tüzük Kurultay’ına Ankara Valisi’nin güvenlik güçleri aracılığıyla karışması… Bereket Yargıtay kongre yapılmalı diye karar verdi de bir ölçüde yönetimin bir partinin iç işlerine karışması önlenmiş oldu.

Hikmet Çetinkaya ile Ceyda Karan’ın 2 yıl hapis cezasının gerekçesinde “Hakimler sadece hukuka ve vicdana uygun karar vermezler” denmesi… Anayasa’nın 138. maddesine göre “hakimler hukuka ve vicdanlarına göre hüküm verirler” dediği halde.

23 Nisan, 19 Mayıs gibi ulusal bayramlar geçiştirilirken, görkemli düğünler yapmak, fetih günlerini bayram gibi kutlamak… Benim son günlerde gördüğüm içimi acıtan kimi olaylar bunlar. Daha onlarca, yüzlerce var.

Peki hiç mi iyi şeyler olmuyor bu ülkede diyebilirsiniz.

Elbette kimi özverili kişi ve kuruluşların yaptığı güzel şeyler oluyor.

İşte Nobel ödülü kazanan Aziz Sancar’ın söyledikleri ve yaptıkları, hepimizin içini ısıtıyor.

Kendisini Köy Enstitülü öğretmenlerin yetiştirdiğini, çalışarak Atatürk ve Cumhuriyet sayesinde bu ödülü kazandığını söylüyor.

Gençler çalışmalarını, bilimle uğraşmalarını öğütlüyor.

Dileğimiz iç karartan sorunların azalması, barışın, güzel, güneşli günlerin yaşanması.

1 Haziran 2016

Yeni Adana Gazetesi