ÖĞRETİM BİRLİĞİNDEN NE KALDI?

Mustafa Gazalcı

mgazalci@gmail.com, www.gazalci.net

Cumhuriyetin en temel devrimlerinden biri 3 Mart 1924’te kabul edilen Öğretim Birliğidir. O zamanki adıyla Tevhid-i Tedrisat.

Aynı gün Mecliste çıkarılan iki yasayla Hilafet, Din ve Vakıf (Şeriye ve Evkaf) Bankalığı kaldırılarak devlet ve dünya işleri dinden ayrıldı.

Bu üç yasayla eğitimin, devletin, toplumun laik olması yasal güvenceye kavuştu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti hep laik Cumhuriyet olarak tanımlandı.

Bugün sınırlı çevrelerin kutladığı 3 mart günü gelecekte bütün yurtta laiklik günü olarak kutlanacaktır.

Bu düşünceyle 3 Mart 2003’te 53 Milletvekili arkadaşımla birlikte 3 Mart’ın bütün okullarda ve yurtlarda laiklik günü olarak kutlanması için bir yasa önerisi verdik. Öneri 2 Mart 2006’da TBMM genel kurulunda görüşüldü , ne yazık ki AKP’nin oylarıyla kabul edilmedi.

***

Osmanlı İmparatorluğunda dinsel ve bilimsel olmak üzere çatallı bir eğitim vardı. Bu imparatorluğun yıkılmasında en büyük etkenlerden biridir.

İşte bu ikiliğe Cumhuriyet’in başında 3 Mart 1924’te son verildi.

Bugün de Anayasanın 174. maddesinde korunması gereken devrim yasaların başında Öğretim Birliği yasası vardır.

Anayasa’nın 42. maddesine göre; “Eğitim ve öğretim Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre” yapılır der.

1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Yasası da “eğitimin bilimsel ve özgür olmasını öngörür.

***

Peki gerçek uygulama öyle midir?

Anayasa, yasaların öngördüğü bir eğitim düzeni uygulanmakta mıdır?

Programlar, ders kitapları bilimsel midir?

Kadrolar laik düşünceye sahip midir?

Nerede…

Milli Eğitim Bakanlığı dinsel vakıflar, derneklerle birlikte laik ve bilimsel eğitimi uygulamalarıyla hemen her gün yaralamaktadır.

Özellikle getirilen 4+4+4 sistemiyle Öğretim Birliği büyük ölçüde ortadan kaldırıldı.

Zorunlu Din dersleri yetmezmiş gibi, seçmeli Kuran-ı Kerim, Hazreti Muhammed’in Hayatı, Temel Dini Bilgiler adında seçmeli dinsel dersler kondu.

Ana dilimiz Türkçe’miz doğru dürüst öğretilemezken Osmanlıca ve Arapça dayatılıyor çocuklarımıza.

Kalabalık sınıflar, sabahçı öğleci uygulaması sürerken okullara mescitler açıldı.

Resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler göstermelik duruma getirldi.

***

Bilimsel eğitim bir iklim sorunudur.

Bir çocuğun sağlam kişiliği de ancak bilimsel bir eğitimle sağlanır.

Bir okulda yeteri kadar bahçe spor alanı, kitaplık, laboratuar yoksa, en önemlisi eğitim yöneticilere laik ve bilimsel düşünceye sahip değilse o okulda eğitimde nitelik yakalanamaz.

Dört duvar arasında, kalabalık sınıflarda verilen ezbere dayanan öğretim gerçek eğitim değildir.

Ezberletilen bilgiler bir gün uçar gider.

***

Peki ne yapmalı?
Bir şeylerin siyasal olarak değişmesi, Öğretim Birliğinin ödünsüz olarak uygulanması için uğraşırken bir yandan da çocuklarımıza her zamankinden daha çok sahip çıkmalıyız.

Onların, seçtikleri derslerle, Okul Aile Birlikleriyle yakından ilgilenmeliyiz.

Nasıl olsa okula verdik, orada öğretmen, müdür gerekeni yapar diye düşünmeyelim.

Sık sık okula gidelim, çocuğumuzun durumunu soralım. En azından Ana okulda, ilk ve ortaokulda bu ilgiyi gösterelim.

Kararları ona danışarak, onun düşüncesini de alarak verelim.

Daha sonra çocuk kendisiyle ilgili sağlıklı karaları kendisi verecektir.