YENİ ANAYASA DAYATMASI…

Mustafa Gazalcı

mgazalci@gmail.com, www.gazalci.net

1970’li yıllarda Denizli Kızılcabölük kasabasında öğretmenlik yaparken 1961 Anayasasının düşünce özgürlüğüyle ilgili 20. maddesini bir bez üzerine yazıp Demirci mahallesindeki İbrahim Amcanın kahvesinin duvarına asmıştık:

Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir; düşünce ve kanaatlerini söz, yazı resim ile veya başka yollarla tek başına ve toplu olarak açıklayabilir ve yayabilir.

Kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz.”

Akşamları bu yazının altında çoğu dokumacı olan halktan insanlarla ülkenin her sorununu konuşurduk.

Kendimizi söz söylemede özgür duyumsardık.

İnsan hak ve özgürlüklerine en geniş biçimde yer veren 1961 Anayasası “bize bol geldi” diye kötülendi durdu.

1980 darbesinden sonra da 1961 Anayasası yürürlükten kaldırıldı, hak ve özgürlükleri kısan 1982 Anayasası kabul edildi.

Bugün de bu Anayasa bize dar geliyor deniyor. 1876’dan beri bir türlü bedenimize uygun Anayasa yapılamadı.

Bu Anayasanın birçok maddesi değişmekle birlikte şimdi yeni bir Anayasa yapmak için TBMM’de kurulan komisyonda çalışmalar yapılıyor.

AKP’nin çoğunlukta olduğu bir Mecliste nasıl özgürlükçü bir Anayasa yapılır bilmiyoruz.

Parlamenter sistem yerine Başkanlık sistemine geçmek için kolları sıvamış bir Cumhurbaşkanı var.

Sayın Cumhurbaşkanı 28 Ocak 2016’da Türkiye Anayasa Platformunda yaptığı konuşmada parlamenter sistemin miadını doldurduğunu, başkanlık sistemine dayanan Türk tipi yeni bir Anayasa istediğini belirtti.

AKP iktidarının, Cumhurbaşkanının uygulamaları ortada.

Yaklaşık 14 yıllık AKP iktidarında bireysel hak ve özgürlüklerin bırakın genişletilip kullanılmasını kısıldıkça kısıldı. İdarenin üzerindeki yargı denetimi neredeyse kalktı. Tam tersine yargı yürütmenin etkisine girdi. Soruşturmalar, tutuklamalar oldu.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi 12 Eylül sonrası bile görülmeyen düzmece davalar açıldı. Bilgisayarlara el konulup sahte kanıtlar yerleştirildi. Yayımlanmamış kitaplara el kondu. Aydınlar, yazarlar, öğretmenler, komutanlar, siyasetçiler tutuklandı.

Parasız eğitim isteyen öğrenciler, öğretmenler tutuklandı. Cumhurbaşkanına hakaret etti diye yüzlerce kişi hakkında soruşturma açıldı. Düşüncelerini açıklayan akademisyenler hainlikle damgalandı, kimileri sabahın köründe gözaltına alındı.

Gazeteci Can Dündar ve Erdem Gül tutuklandı, hazırlanan iddianameyle yazılar yorumlanarak haklarında yaşam boyu ağırlaştırılmış istendi.

İnsanlığın gelişimi, özgürlüklerin anası düşünce ve anlatım özgürlüğüdür.

Fransız yazar ve düşünür Voltaire’in (1694-1778) “Düşüncelerinizin hiçbirine katılmıyorum ama onları açıkça anlatmanız için sonuna kadar yanınızda olacağım” sözü ünlüdür.

Yaklaşık 400 yıl önce söylenen bu anlayışın Türkiye’de bugün geçerli olamaması demokrasimiz için çok üzücü.

Böyle bir ortamda yapılacak Anayasa herkesin uzlaştığı, hak ve özgürlükleri genişleten bir Anayasa olamaz.

Anayasalar dayatmayla değil, en geniş uzlaşmayla yapılır.

Bugünkü ortamda yapılacak bir Anayasa ile eldeki bulgurdan da olabiliriz.

O yüzden söylenenlere değil, söyleyene ve daha önce yaptıklarına bakmak gerekir.

Ülkenin bunca sorunu, sıkıntısı varken yeni Anayasa diye dayatmak yanlıştır. İstenen Başkanlık sistemiyle ülkenin uçacağını sanmak bir düş ve aldatmadır.

2 Şubat 2016, Yeni Adana Gazetesi