BARIŞ KÜLTÜRÜ…

mgazalci@gmail.com, www.gazalci.net
Yeni yılda, yeni bir gazetede birlikteyiz.
Merhaba.
Aslında ne yıl yeni, ne de gazete.
Yıl değişimi akıp gelen zamana verilen takvimsel bir ad.
İnsanlar bu değişiklikle umutlanıyor, geçmişin değerlendirmesini, geleceğin tasarımlarını yapıyor.
Aslında bir önceki yılda yaşadığımız tüm olumlu olumsuz şeyler yitip gitmiyor, bir sonraki yıla devrediyor.
Yeni Adana Gazetesi de 98 yıldır başarıyla çıkan koca bir çınar.
Yüzyıl demeye iki yıl kalmış.
Bu arada nelere tanıklık etmiş nelere…
Kurtuluş savaşına, kuruluş günlerine, acı tatlı olaylara…
Bereketli topraklar üzerinde olanları sabırla, her türlü engeli aşarak okurlarına yansıtmış, tarihe not düşmüş.
Hem de bağımsızlığını, onurlu çizgisini yitirmeden.
Böyle bir gazetede ayda bir kez bile olsa yazmak beni heyecanlandırıyor, sorumluluklar yüklüyor.
***
Bu ilk yazımı barış kültürüne ayırdım.
Ülkenin Güneydoğusunda sanki bir savaş yaşıyoruz.
Komşularımızla ilişkilerimiz kötü mü kötü. Uçak düşme olayından sonra Rusya ile savaşın eşiğine geldik. İyi giden ilişkilerimiz bozuldu. Gelen yaptırımların, yasakların sonu gelmiyor. Yeni yılla yürürlüğe girecek yine bir sürü yasak var.
Haberlerin çoğu çatışma, kaçırma, soygun, ölüm üzerine.
İnsanlar yerini yurdunu bırakıyor, göç ediyor.
Onbinlerce öğrenci okula gidemiyor. Sümerlerden beri kutsal yer olarak bilinen okullar yakılıyor.
Cumhuriyet eğitiminden geçmiş Mardinli Aziz Sancar’ın Nobel kazanması gibi bir iki sevindiren olay da oldu elbette.
Ancak genellikle şiddet, ölüm… Akşam oldu mu herkes evinden çıkmaya korkuyor. Güneydoğu’da öne sürülenlerin, hendeklerin başını bekleyenlerin çoğu çocuk.
İşte bu yüzden zaman geçirmeden barışa gereksinimimiz var. Silahların susması ölümün durması gerekir.
Mustafa Kemal Atatürk, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesiyle tüm komşularıyla kalıcı barışın anlaşmalarını yapmıştı. Zorunlu olmadıkça savaşı bir cinayet olarak nitelemişti.
İsmet İnönü, bütün zorlamalara karşın izlediği akılcı politikalarla 2. Dünya Savaşına girmemiş, kimsenin burnunu kanatmamıştı.

***
Ne oldu da barışın bu denli uzağına düştük, geldik bu cinnet ortamına? Birbirimizi boğazlamaya başladık.
Elbette izlenen dış ve iç yanlış politikalarla. Yıllar yılı binbir emekle kurulmuş barışı, dostluğu sorumsuz davranışlarla bozarak.
Şimdi yeniden düşünme, işleri toplama, kalıcı barışı getirme zamanı.
Kurşunların altında evinde hapis kalan masum yurttaş barış istiyor, silahlar sussun, ölümler dursun istiyor.
Bunun için Türkiye Büyük Millet Meclisi olaylara, sorunlara el koymalıdır.
Elbette kalıcı barış için bunlar yetmez. İnsanlara barış kültürünü aşılayacak kapsamlı bir program ve etkinlik izlemelidir.
Geçmişte olduğu gibi bir arada barış içinde yaşamalıyız.
Devlet, Hükümet, Yerel Yönetimler, demokratik kitle örgütleri, özel girişim, görsel ve yazılı basın, yazarlar, çizerler, öğretmenler barış kültürünü aşılamalıdır.
***
Yazıya Adana’nın yetiştirdiği, “benim kitaplarımı okuyanlar insan öldürmemeli, öldürememeli” diyen büyük yazar Yaşar Kemal’in Yapı Kredi Yayınlarından çıkan “Bu Bir Çağrıdır” adlı son kitabından bir alıntıyla son verelim:
“Her savaş, adı ne olursa olsun, bir yıkımdır, insanların ölüm fermanıdır, üstünde yaşadığımız toprakların, doğamızın ölüm fermanıdır, insanlığımızı çürütür, vicdanımızı çürütür.
Bugün bir umutsuzluk yeli ortalığı kasıp kavuruyor. Ben diyorum ki, bu yaraların sarılması elimizde. Ülkemizin onurunu, ekmeğini, kültür zenginliğini kurtarmak elimizde. Gelin de doğru dürüst bir demokratik düzenin kurulması için aklımızla, yüreğimizle el ele verelim.
Bu bir çağrıdır.
Sözüm sizedir.” (S:9)

Bu çağrıya kulak verelim.
Bütün okurların yeni yıllarını kutlar, sağlık, barış, mutluluk dilerim.

5 Ocak 2016 Yeni Adana Gazetesi