AYRICALIKLI OLAN KİM?

Mustafa Gazalcı
mgazalci@gmail.com,  gazalci.net
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25 Mayıs 2017 tarihinde İstanbul’da İmam Hatipler Derneği tarafından düzenlenen mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada imam hatip okullarında okuyanların yıllarca çile çektiğini, bu okullara karşı geçmişte ayrımcılık yapıldığını söyledi.
Sayın Cumhurbaşkanı o konuşmasında kimsenin hangi okula gideceklerine karışmadıklarını, okulları zorla dönüştürmediklerini belirterek, “İmam Hatipli demek, ülkesine, vatanına, bayrağına, ezanına ve bunları temsil eden istikbal ve istiklal davasına öncülük eden ve talip eden bir gençliktir” dedi.
Sanki başka okullarda okuyan milyonlarca gençlerimiz bu niteliklerden yoksunmuş gibi.

Okumaya devam et “AYRICALIKLI OLAN KİM?”

HAYDİ HAYIRLISI…

Mustafa Gazalcı

mgazalci@gmail.com, www.gazalci.net

http://gazalci.net/wp-content/uploads/2017/02/ye-adana-hay-hay%C4%B1rl%C4%B1s%C4%B1-%C5%9Fubat2017-4.pdf

Eskiden bir evet – hayır oyunu vardı.Yıllarca Orhan Boran, Erkan Yolaç başarıyla sundular o oyunu.
Oyun her ne sorulursa sorulsun evet–hayır dememe üzerine kuruluydu. Ancak yöneten ustalar öyle sorular soruyordu ki çoğu zaman yarışan kişinin ağzından evet ya da hayır çıkıveriyordu.
Arada bir oyuna gelmeyenler, irade sahipleri hiç evet ya da hayır demeden ne sorulduysa ona yanıt veriyordu. Bir süre sonra oyunu yöneten pes ediyor ve sizi kutluyordu.
Yarışmacılar oyuna mehter marşıyla geliyor, İzmir marşıyla yerine dönüyorlardı.
Nisan ayında Anayasa değişikliğinde kullanılacak evet hayır oyları nedense bu eski oyunu anımsattı bana.
Ancak bu kez yapılacak halkoylaması bir oyun değil, ülkenin rejimini, parlamenter düzenini kökünden değiştirip tek adam yönetimini getirecek bir oylama olacak.

Okumaya devam et “HAYDİ HAYIRLISI…”

HER NE OLURA OLSUN UMUDU YİTİRMEMEK…

mgazalci@gmail.com

Yeni yıla yeni umutlarla girmek ister insan.

Geçmişin yanlışları, haksızlıkları olmasın ister.

Yeni bir başlangıç, yeni temiz bir sayfa.

Kişisel acılar, ülke olarak çektiğimiz sıkıntılar sona ersin.

Bu umutlarla yılbaşı biletleri alanlar soğuğa, kışa karşın kuyruk oluşturur.

Her şeye karşın geleceğe ilişkin tasarılar yapılır, imgeler kurulur.

Okumaya devam et “HER NE OLURA OLSUN UMUDU YİTİRMEMEK…”

PISA SONUÇLARININ UYARICI ZİLİ…

Mustafa Gazalcı

mgazalci@gmail.com

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) üç yılda bir 15 yaş çağındaki çocuklara uyguladığı, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2015 sonuçları eğitim sistemimizin durumunu bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Bu değerlendirmeye OECD ülkeleriyle birlikte toplam 72 ülkeden 29 milyon çocuk, Türkiye’den ise 187 okuldan 540 öğrenci katıldı.

Matematik, Fen Bilimleri ve Okuma alanlarında yapılan bu sınavda Türkiye ne yazık ki 2003’ten beri en kötü sonucu aldı.

Türkiye sınava giren çocuklar, Matematik düşünsel beceriden 420 puanla 49., Okuduğunu anlama ve anlamlandırmadan 428 puanla 50., Fen Bilimlerini kavramadan ise 425 puan alarak 52. olabildi.

Okumaya devam et “PISA SONUÇLARININ UYARICI ZİLİ…”

16. ve 22. DÖNEM DENİZLİ MV. EĞİTİMCİ MUSTAFA GAZALCI’NIN YURTLARLA İLGİLİ BASIN DUYURUSU

Sağlıksız açılan yurtlarda bu kaçıncı ölüm?
Her seferinde bu son olsun, ders olsun diyoruz, ancak acılar bitmiyor.
Devlet ailesinden ayrı okuyan çocukların güvenli, sağlıklı barınma sorununu çözmeye bir türlü yanaşmıyor. Bu yüzden meydan tarikatlara, sömürücülere kalıyor. Ve acı üstüne acı yaşanıyor…
Bugün Adana Aladağ’da, 2008’de Konya Taşkent Balcılar’da 17 kız ve 1 kurs öğreticisinin öldüğü gibi.
Yurtlar eğitimin bir parçasıdır. Çocuk okuldan daha çok zamanını yurtta geçirir. Eğer yurtlarda bugün olduğu gibi, saldım çayıra derseniz, o çocukları sokağa attınız demektir.

Okumaya devam et “16. ve 22. DÖNEM DENİZLİ MV. EĞİTİMCİ MUSTAFA GAZALCI’NIN YURTLARLA İLGİLİ BASIN DUYURUSU”

İLHAN ERDOST

Bugün (07 Kasım 2016) Ankara Karşıyaka mezarlığında İlhan Erdost’u andık.

Mezarı başında yaptığım konuşma:

İLHAN ERDOST…

İlhan Erdost’u 36 yıldır ailesi, sevenleri şiirle, sanatla, türküyle, kitapla, konuşmalarla anıyor.
O artık bir simge, faşizmin, baskının kendisinden önce, sonra öldürdüklerinin simgesi.
Yaşasaydı aşağı yukarı benim yaşımda olacaktı. Ama o hep güleryüzlü, genç. Aynen Sabahattin Âli, Doğan Öz, Deniz Gezmiş gibi.
Bize direnmeyi, her ne olursa olsun teslim olmamayı, okumayı, sevmeyi, barışı, gülmeyi anımsatıyor.

Ülkemiz yine karanlık, sıkıntılı günler yaşıyor.
Savaş içindeyiz.
Her gün ölenler yetmiyormuş gibi idam yeniden gelsin isteniyor.
Demokrasinin kör topal yürümesi yetmiyormuş gibi keyfi başkanlık sistemi getirilmek isteniyor.
Basındaki son kale Cumhuriyet Gazetesine saldırılıyor, yazarları tutuklanıyor.
Milletvekilleri yaka paça gözaltına alınıp tutuklanıyor.
Raydan çıkmış bir tren, freni patlamış bir kamyon gibi ilerliyoruz.
Uyarılara, çığlıklara kulaklar kapalı.
Kendi hamamımızda nutuklar atmaya devam ediliyor.

Bu kötü koşullarda umudu ve direnme yollarını tüketmemeli insan.
Yeniden barışa, demokrasiye, dayanışmaya, sanata, kitaba sarılmalı.
Er geç aydınlığın kazanacağını bilerek yürümeliyiz.
Öldürülenlerin bize bıraktığı ders budur.
Mustafa Gazalcı
7 Kasım 2016

Ahmet Taner Kışla’nın 17. Ölüm Yıldönümü

Ahmet Taner Kışla’nın 17. ölüm yıldönümünde Çayyolu Ahmet Taner
Kışlalı Parkı’nın önünde yapılan törende yaptığım konuşma:

AHMET TANER KIŞLALI İÇİN…

Benzerleri gibi Ahmet Taner Kışlalı’yı da çok erken kopardılar yaşamından, ailesinden, öğrencilerinden, okurlarından, toplumdan…
Yaşasaydı kim bilir daha ne güzel şeyler üretecekti…
En verimli döneminde aldılar onu aramızdan.
Tıpkı Sabahattin Ali, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Doğan Öz ve benzerleri gibi…
Akıl, araştırma dolu her yazısı, konuşması karanlığın üstüne fırlatılmış bir aydınlanma fişeği gibiydi.
Bu durum karanlıktan beslenenlerin işine gelmedi.
Toplum tarafından ne kadar çok sevildiğini, etkili olduğunu biliyorlardı.
***

Okumaya devam et “Ahmet Taner Kışla’nın 17. Ölüm Yıldönümü”